Wednesday, March 25, 2009

Beleş Sabah

Sabah gazetesi muhalefetin adaylarına ‘vurduğu’ günler, bazı illerde bedava dağıtılıyor. Önce Ankara’da MHP’li Yavaş’ı eleştiren sayısı bedavaydı, sonra DSP’li Büyükerşen’in kalesi Eskişehir’de... Takvim de Sabah’tan geri kalmıyor.

Haberin devamı

(Radikal)

Monday, March 02, 2009

Paris Gezisi

Efendim daha önce belirttiğim üzere, geçtiğimiz hafta Paris'e 4 gün 3 geceliğine gittim. Öncelikle aklıma gelmişken, Amsterdam'da olan uçak kazasından ötürü olan üzüntümü buradan da paylaşayım.

Air France ucuz kategorisinde olmasa bile fiyatları oldukça uygun ve verilen hizmet tatmin edici. İhtiyaç olmamasına rağmen 20 kilo bavul hakkı vermeleri güzel bir durum. Sabah uçuşlarında krosan, akşam uçuşunda da uyduruk da olsa akşam yemeği veriyorlar. Oysa Germanwings veya Ryanair'de beleşe su bile yok ayıptır söylemesi.

Fransa'da indiğimiz havaalanı ökküz gibiydi afedersiniz. Okyanusötesi uçuşlar bu havalimanı üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu vesileyle de bol bol Boing 747 görmüş olmama sevindim, şu iki katlı hayvan gibi olan uçaklardan oluyor kendisi.

Havaalanından şehre gitmek için otobüs veya trene binmek gerekiyor. Tercih tren olabilir, tabelalarda Paris by Train yazısını takip edin. Kelle başı 8,4€ tutuyor gidiş, dönüş de aynı fiyat ama giderken çift yönlü bilet almaya lüzum yok, zira bu trenin bileti tüm istasyonlardan alınabiliyor.

Devamı gelecek..

Friday, February 20, 2009

Aptal Olmak 2

Maili dikkatli bir şekilde okuyun. Gerçekten, ama gerçekten çok gerizekalı. Öyle böyle değil...

Aptal Olmak

Şöyle bir mail aldım:
-----------

Bir arkadaşımdan, avukat olan arkadaşımdan geliyor ve iyi bir fırsat gibi görünüyor. O, doğru diyorsa gerçekten doğrudur. En azından insanın kaybedecek bir şeyi yok. Bana şunları anlattı: avukatım ve yasaları biliyorum. Bu bir gerçek. Aldanmayın, aol ve Intel, aynı pepsicola`nın kısa süre önce general elektrik ile yaptığı gibi, mahkeme karşısına çıkmaktan ve milyonluk tazminatlardan korktukları için sözlerini tutuyorlar. Sevgili arkadaşlar lütfen bunu bir şaka olarak görmeyin. Bill Gates şu an servetini dağıtıyor. Buna karşılık vermezseniz ileride bunun için pişman olabilirsiniz. Windows hala en sık kullanılan program. Microsoft ve aol şu an bu metin ile bir deney yapıyorlar (e-mail beta test). Bu maili arkadaşlarınıza gönderdiğinizde Microsoft iki hafta boyunca izini sürebilir ve sürecektir. Bu maili ileten her kişi için Microsoft 245 Euro ödeyecektir. Bu maili gönderdiğiniz ve bunu devam ileten her kişi için Microsoft 243 Euro ödeyecektir. Bu maili alan üçüncü kişi için ise Microsoft 241 Euro ödeyecektir. İki hafta sonra Microsoft size posta adresinizi teyit etmeniz amacıyla size ulaşacaktır ve size bir çek gönderecektir. Saygılarımla,

Matematik Öğretmeni
Ahmet Dipici
Sümer Mah. 3. Cad. No:2
Nevşehir-
mailto: ahmetdipici@hotmail.com
bunu andırmaca gibi düşündüm,fakat bu maili aldıktan ve ilettikten iki hafta sonra
microsoft benden posta adresimi istedi ve 24800 euro`nun üzerinde bir çek aldım. Bu test bitmeden önce cevap vermelisiniz. Sizden biri bu imkâna sahipse bunu değerlendirsin. Bill Gates için bunlar bir reklam kampanyasının masrafları. Lütfen bu maili
mümkün olduğu kadar çok insana iletin. En azından 10000 Euro almanız gerekir. Bize de bir faydası olmasaydı bu mailin iletilmesine katkıda bulunmazdık. Babamın bir tanıdığı birkaç ay önce buraya kendini ekledi. Onu en son gördüğümde bana çekini gösterdi. Üzerindeki tutar, toplam olarak 4324,44 euro idi. Intel için çalışan, yakın arkadaşlarımın teyzesi patricia teyze daha yeni bu mailin iletilmesi için 4543,23 Euro`luk bir çek aldı. Dediğim gibi yasayı tanıyorum ve ıntel ve aol`in kendilerini dünya çapındaki en büyük hizmet şirketi yapacak bir füzyon üzerinde çalıştıkları doğru ve en çok kullanılan program olduklarını garantilemek için bu testi uyguluyorlar.

S A Y G I L A R I M L A
M.Nihat DOĞUALP
Beden Eğitimi Öğretmeni
Bilkent Üniversitesi
Turnuvalar Koordinatörü

------------------------
Özellikle Patricia Teyze'nin faaliyetleri duygulandırdı beni.

Bilkent Üniversitesi Turnuvalar Koordinatörü de apayrı bir meslek dalı.

Ha bir de mahkemeden korkup verilen sözleri tutma olayı da gerçekten beni benden aldı.

İşin komik yanı, bu mailin üzerinde tahminimce 200 kadar email çoktan vardı, yani forwardlayan forwardlayana.

Aslında avukat olup Microsoft'a FW: davası açılır şeklinde bir kampanya düzenleyip bu insanlara 245, 243 ve 241€ gibi ücretler karşılığında hizmet vermek gerekirdi ama neyse diyorum.

Sunday, February 15, 2009

Iron Maiden: Flight 666

Iron Maiden is my religion :)

Saturday, February 14, 2009

PDFill PDF Tools

İşte muhteşem bir program.! Eğer PDF dosyaları ile ıvır zıvır yapmak zorundaysanız, daha iyisini bulmanız zor gözüküyor.

Öncelikle program Freeware, öyle crack mrack serial uğraşmaya gerek yok.

Yapılabilecekleriniz ise şu şekilde:

  • Merge PDF Files
  • Split or Reorder PDF Files (Bunu özellikle beğeniyorum, çıktı alacağım derslerin notlarında çoğu sayfa gereksiz geyik oluyo, bu özellik ile böyle boş aptal sayfaları siliyorum.)
  • Encrypt - Decrypt
  • Rotate / Crop
  • Reformat Multiple Pages into One Page (Denemedim ama güzel gözüküyo)
  • Add Header and Footer Information
  • Add Watermark...
  • Conver Images to PDF (taratılmış dosyaları jpg olarak kaydedip sonradan PDF'e çevirmek direk PDF olarak kaydetmeye göre daha iyi oluyor - boyut açısından)
  • ...
Kısacası, PDF dosyaları ile muhatap olan herkesin en azından bir şans vermesi gereken bir program.

www.pdfill.com adresinden programı indirmeniz mümkün.

Hayrını görün

Thursday, February 12, 2009

Napıyorum?

Geyiğe girişmeyeceğim, yazmadıkça yazmaktan uzaklaşıyor insan. Sıkılmak falan değil de oha ulan yüz yıldır yazmamışım şimdi ne yazacağım şeklinde bir düşünce oluşuyor.

Neyse ben liste liste neler yaptığımı yazayım da aradaki farkı azıcık kapatmış olayım.

  • Stockholm'e gittim, acayip güzeldi. Güneş fakirliği yaşanıyor gerçi..
  • Noelde istanbula gittim, blogu okuyan iki üç kişi var zaten onlarla görüştüğüm için pek detaya girmeye lüzum yok (olsa da girmem orası ayrı)
  • Yılbaşı Berlin'de kutlanır (Futbol Kanal D'de izlenir falan)
  • Buranın sınavları falan çok zor, alamanlar herşeyi bilmeye inanmışlar
  • Pisikletimle coşturuyorum soğuk havalara rağmen
  • Çok yakında Parise gidiyorum
hadi oldu bitti maşallah, bana müsade

Sunday, January 18, 2009

Stockholm Gezisi

Çok zaman önce sayılır, İsveç'e gittim. İsveç'e gitmiş sayılmam aslında, zira yalnızca Stockholm'de kaldım.

Çok zaman önce gittiğim için aklımda kalanlar doğal olarak bir miktar azaldı; ama üzülmeyin.

Öncelikle Stockholm'e Ryanair ile gidiyorsanız ( http://www.ryanair.com ) indiğiniz havaalanı ile şehir merkezi arasında 1 saatlik yol var, ve otobüsle gidip gelmek toplamda ~50€ kadar tutuyor. Bu arada 10 İsveç Parası = 1 Euro olarak hesaplamak işleri kolaylaştırırken, büyük bir hata yapmış da sayılmıyorsunuz..

Stockholm ile ilgili "abi kızları çok güzelmiş" efsanesinin öncelikle sonuna kadar doğru olduğunu söylemek istiyorum. İnsan şehre ilk girince "oha ulan bunlar insansa ben insan değilim" diyor, ve bu hissiyat hiçbir şekilde gitmiyor. Yani öyle alışmak falan yok, orada kaldığınız süre boyunca çirkinlik sorunsalı yaşamak kaçınılmaz.

Şehir gerçekten çok güzel, Berlin'den daha güzel fakat kısa süreli düşünüldüğünde. Yani öyle ilk gün gezerken anaaa ohaaa çöööşşş falan şekilnde bir mutluluk yaşanıyor fakat uzun süreli yaşanılacak yer değil. Evlenilecek değil eğlenilecek şehir gibi birşey.

Gece hayatı güzele benziyordu, pek bulaşmadık zira 3 sap olarak gezmek kolay değil. Özellikle 3 sapın 2si evsizse işler daha da zorlaşıyor.

Tren garının saat 1-5 arasında kapalı olması uyuyacak yeri olmayan garibanları hamburgercilere yönlendiriyor. Hamburgercide çok komik bir kadınla muhabbet etmek durumunda kaldık, kendisi kaptan mağara adamının saç versiyonu.

Şehirle ilgili detaya girmiyorum, gerek yok. Wikiden falan bakarsınız çok istiyorsanız.

Hostellerin, binaların vesayrelerin dış kapıları anahtarla açılmıyor, şifre kullanarak girmek gerekiyor. Teorik olarak insanın her binaya girme şansı var, ama 4 haneli bir şifreyi bulmak ne kadar sürer tahmin etmekle uğraşmak istemiyorum.

Şehir pahalı bu arada, hamburgerci, bira, market, hostel falan hep Berlin'e göre daha pahalı. Rahatsız edici seviyede değil yine de, yani turist olarak gidince insana çok koyacak bir pahalılık yok.

Şehirde gezmek için otobüse falan binmeye gerek yok, her yere yayan ulaşmak mümkün.

Daha fazla şey yazmak isterdim fakat aklıma gelmiyor, o yüzden bu gecikmiş yazıyı burada noktalıyorum.

Darısı Paris'in başına..

Saturday, November 29, 2008

Hele otur şöyle

Uyandım, saate baktım 1:55'ti, ve gökyüzü aydınlıktı. Noluyo lan dedim.
Elektrikler kesilmiş efendim, saat de tabi lan avrupa birliğinde elektrikler kesilir mi falan derken yorgun düşüyor düşüne düşüne.

Neyse sonra geri yattım, tekrar kalktım.

Penceremden dışarı baktım şöyle bir, kar yağıyo ince ince. Dedim ki kendi kendime, bir pazar sabahı pencereden dışarıda yağan karı izlemekten daha güzel ne olabilir.. Sonra bugün cumartesi be gülüm dedim. Öyle işte.

Kar garip bir açıyla yağıyor, şöyle ben diyim 39 derece, siz diyin 141 derece.. Öyle de herkesi kucaklayan bir kar yağışı var hani bu memlekette..

Yeri gelmişken bilgisayarımın komik hatalarından birisini daha paylaşayım.. Durup dururken bilgisayara bağlı usb aygıtı tanımlanamadı mesajı çıkıyor. Takılı cihaz yokken birşeyi tanımlamaması mı daha kötü, yoksa tanımlaması mı daha kötü olurdu onun arayışındayım şu sıralar..

Arayış demişken.. Almanya'daki en ucuz şarabı arıyorum. Kriterim var tabi ki, şişelenmiş olacak ve en azından 75cl olacak. Mantarı plastik sallamasyon da olabilir. Şimdilik 1,49'a buldum ve kendisini ilginç şekilde herkes beğeniyor.

Beğenmek demişken.. Çok beğendiğim bu şehirde kendi tercihimle yaşıyo olmak arada hoşuma gidiyor. Yani hep gidiyor aslında da, arada bunu düşünüyorum. Bir yerde doğarsın, orada yaşarsın. Veya ailen sana der ki haydi şuraya taşınıyoruz, orada yaşarsın. Amma velakin herşeyden farklı ve güzel olanı ben burada yaşayacağım dedikten sonra orada yaşaman.

Bu arada hemen bir güncelleme, kar yağışı 37 dereceye döndü. Sizlere göre 143.. Öyle de herkesi kucaklayan bir kar yağışı var hani bu memlekette..

Sunday, November 23, 2008

Nollendorfstrasse

Strasse ne lan diyen yoktur herhalde. Varsa da sokak diyebiliriz.

Şöyle oluyor ki benim kaldığım yurt işte bu sokakta. Yurdun ismi de oldukça yaratıcı: WH Nollendorfstrasse.

WH Wohnheim demek, yurt yani.

Bu arada kısa bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim çünkü bu isim seçmedeki yaratıcılık olayı çok benzeşiyor.

Dersanedeyken Fırat ile geometri hocası arasında şöyle bir diyalog yaşanmıştı

-Hocam siz kitap yazsanıza
- Yazmayı düşünüyorum evet
- Hadi ya.. İsmi nolcak? Ahu ahu
- Geometri soru bankası

Sonra sınıfça kısa bir kopuş yaşanmıştı.

Neyse yurttan bahsediyordum. Siegmunds Hof erasmus hayatım boyunca kaldığım yurttu ve ben burdan başka yerde asla mutlu olmam şeklinde artistik şovlara girişmemiş olsam da yeniden orda kalmayı oldukça fazla istemiştim.

Sonra tabi orada boş yer bulamadığım için neresi olsa razıyım abi moduna büründüm ve günlerden bir gün Studentenwerk Berlin'deki ablanın da aracılığıyla bu WH Nollendorfstrasse'de kendime bir yer edindim.

Öncelikle yurdun yeri çok güzel. Heryere kolayca ulaşmak mümkün, okula bisikletle gidip geliyorum ve hayvan gibi yorulmuyorum falan.

Köşede iskoç pubı var, çok gitmedim ama bir defa gittiğimde orda oturmanın yürek istediğini anladım çünkü dart oynayan sarhoş kitle o şeyleri nereye fırlattıklarına pek bakmıyorlar anladığım kadarıyla.

Sonracığıma dönercimiz, Lidl, Penny, Aldi vs. gibi marketlerimiz de mevcut. İyi yani..

Odama gelirsek, çift kişilik bir oda. Herşeyden iki tane var. İki pencere, iki dolap, iki dolap (bu ikisi biraz farklı ama yine de dolap), iki yatak, iki masa, iki sandalye.

Bir tane olan şeyler ise, lavabo ve kapı.

Mutfakta da iki tane dolabım var ayrıca, onu da söylemeden edemeyeceğim çünkü gerçekten odanın büyüklüğünü falan bir yana bıraktım, mutfakta tek dolap ile hayatta kalmak benim için çok zor olurdu. Öküzlük yaptım ikea'dan herşeyi 6'lı set olarak aldım çünkü hehe. 6 tane tencerem yok tabi..

Onun dışında odamı nispeten güzelleştirmek için çok alışveriş yapmadım aslında. Lamba aldım, koltuk aldım birşeyler okurken oturmak için, buzdolabı aldım ki çok mühim bir detay..

15€'ya aldım bu arada dolabı, komşularıma sevgilerimi sunuyorum buradan tekrar.. Siegmunds Hof'ta piyasası 30-35'in altına inmiyordu.

Neyse işte özetle böyle bir ev ortamım var. Ek olarak buradaki insanlarla daha çok muhatap oluyorum, daha arkadaşça insanlar var diyebilirim. Veya ben öküzlüğü bıraktım, bilemeyeceğim şimdi.

Hadi bakalım..

Powered By Blogger