Tuesday, May 29, 2007

Prag Neymiş, Ne Değilmiş?

Evet yılların turizmcisi olarak ( valla billa ) sizlere son gezimden bahsedip, objektiflikten oldukça uzak yorumlar yapacağım. Öncelikle sizleri baymayacak tarihi olgulardan (facts) bahsedeceğim.

9. yy'da kurulmuş Prag şehri 496km2'lik bir alan üzerine yayılmış durumda. Şehir Çek Cumhuriyeti'nin başkenti ve aynı zamanda en büyük şehri. Prag şehrinin takma isimleri arasında "the mother of cities" dikkatimi çekti, fakat pek inandırıcı bulmadım. Diğer takma isimler ise "city of a hundred spires" ve "the golden city".

31 Aralık 2006 yılındaki sayım sonucunda Prag'da 1,188,126 adet kişinin yaşamakta olduğu belirlenmiş. Şehrin ortasındaki Vltava, Çek Cumhuriyeti'nin en uzun nehridir (430 km uzunluğunda).

Bu kadar lüzumluluğu tartışılır bilgi verdikten sonra artık gözlemlere geçebiliriz.

Genel olaraktan
Şehre varınca zaten ilk dikkati çeken şehrin tarihi yapısı oluyor. Arnavut kaldırımı olmayan sokak neredeyse yok gibi (patenciler hiç boşa yanlarında taşımasınlar), binalar ise -ne kadar anladığım malum olsa da- daha çok barok döneme ait. Yeni yapıya rastlamak ise gerçekten oldukça zor. Şehirde çok fazla turist var, ek olarak çok fazla siyahi uyuşturu ot mot satıcısı var. Çok sayılabilecek sayıda da hayat hatunu var, ama bizim burdakilere göre oldukça çirkinler.

Para birimi olarak kron kullanmaktalar, ama ben para demeyi tercih ediyorum. Genel olarak para satıp € alacaksanız ~31 Para = 1€ şeklinde kur var. Eğer €'nuzu satıp para alacaksanız o zaman biraz kazık yeme ihtimaliniz oluyor. Kur ise 21 ile 26 arasında değişiyor. Eğer çok şanslıysanız iyi fiyata bozduracak yerler bulunabiliyor, ama bulması da kolay değil. Bana nerde bozdurabilirim diye sorarsanız ben iyi yer bilmiyorum derim çünkü grup olarak bozdurma işlemi yaptığımız için farklı kur geçerli olmuştu.

Yeme içme
Şehirde en çok dikkati çeken iki restoran Mcdonalds ve Kfc. Özellikle McDonald's çok fazla var ve bunların en azından yarısı 24 saat açıklar. Ayrıca euro ile alışveriş yapmak da mümkün. Fakat para üstünü çek parası olarak veriyorlar. Onun dışında güzel restoranlar da mümkün. Pizzaların fiyatı 120 papel civarında, bu da yaklaşık 5-6 avrupa papeline denk geliyor.

İçme konusunda ise her prag yolcusunun yaptığı gibi absinth (okunuşunun absan olduğunu iddia eden bir mekan sahibiyle muhabbet ettik) denemek gerekli. Yanlız, shot yapmaktan ziyade 4cl absinth üzerine yine eşit miktarda su ekleyip long drink olarak içilince daha iyi olduğunu gördük. Daha doğrusu, shot yapmadığım için kıyaslayamayacağım ama su ile oldukça iyi oluyor. Ayrıca ciddi şekilde neşelendiriyor insanı, ama 1 tane yeterli. Onun dışında pizzanın yanında kırmızı şarap tercih edilebilir.

Eğer daha ucuza doymak isterim derseniz Albert süpermarket zincirini tavsiye etmekteyim. Aslında daha ucuza gelmiyor ama daha sağlıklı şeyler yeme şansına erişiyorsunuz. Marketleri sokakta pek aramayın, çünkü konsept icabı hepsi yer altında. Kimisi bir alışveriş merkezinin altındayken, kimisi metro istasyonu girişinde oluyor. Kasiyerler oldukça yavaş çalışmakta, sırada çok kişi olmasa bile işler çok yavaş ilerlemekte. Ayrıca süpermarketler 7 gün açık olmasıyla Türkiye'dekilere benzerken, bedava poşet vermemeleriyle Berlin'dekilere benzemekteler.

Bunun dışında bir ucuz alternatif de bizim Imbiss kavramı. 50-60 paraya sosisli ve kola menüsü almak mümkün. Amma velakin bir bockwurst tadına ulaşmak malesef mümkün değil.

Gece Eğlencesi
Öncelikle belirtmek isterim ki, kılabır bir insan değilim. Bu sebepten ötürü Prag'da aradığım eğlence türü kesinlikle dıpçıs değildi. Ayrıca kulüp denen ortam türüne Berlin'de de gitmek mümkün olduğundan ötürü amacım yerel -parantez içinde traditsyonel- bir bar bulmaktı. Amma velakin bunu pek başaramadığım için ilk gün gittiğim kolpa kılaptan bahsedeceğim.

Giriş için 120 para verdim ki bunun artık avro olarak ne kadara geldiğini hesaplamanız için gerekli bilgi yazımın başında verildi. Bu sebepten ötürü yazmıyorum. Gittiğimiz kulüp TAM TAMINA 5 KATLIYDI!! şeklinde bir heyecan yapmıyorum, fakat yine de bu 5 katlı olduğu gerçeğini değiştirmiyo.

Giriş katınca çirkin bir kadın striptiz yapmaya nazlanırca dansediyordu. 3 saniye falan izleyince sıkılmayana gerçekten abaza damgası basıyorlardı.

Bir üst katta normal dansediyordu insanlar. Dıpçıs müzik vardı yani.

Onun üst katında swingimsi birşeyler çalıyordu, burada takılınabilir yauuu şeklinde bir düşünce oluştu fakat yine de üst katlara bakalım dendi.

4. katta deenns kontesst vardı fakat ilgi çok büyük olduğu için ve bu kişilerin tahminimce oksijen solunumu yapmıyor olmaları sonucu, ki ortamda oksijen yoktu demeye çalışıyorum, bir üst kata çıkma kararını almak çok gecikmedi.

Son katımıza geldik. Heyecan büyük tabi alıştınız fıkralarda mevzunun hep son sırada olmasına, bunda da büyük olayı sonda bekliyorsunuz. Evet son katta çıplak dansetmek zorunluydu. Hemen tüm kıyafetlerimizi çıkardık ve kendimizi müziğin ritmine bıraktık.

Gündüz Eğlencesi
Yürümeyi seviyorsanız oldukça eğlenceli.

Korkarım yazımın sonuna gelmiş bulunuyorum. Daha yazılacak şeyler yok mu sorusunun cevabı "var olmaz olur mu" ama benim yazasım yok. Hatta Almanca konuşuyor olsaydık bokum yok derdim. Artık anlayan anlar. Hadi bakalım geçmiş olsun...

3 comments:

Cem said...

çok verimli bir yazı olmuş. Ancak gece hayatı bölümü biraz özensiz gibi geldi. Köprü altı barlarından bahsetmeden prag anlatımı düşünülemez. Gene de eline sağlık azizim.

Atakan said...

kendisine yeni bir başlık açılması gerektiğini düşünüyorum. oldukça mühim bir mekan, yanlız e-mail adresini buradan vermeyelim; spam mpam gelir aman diyelim

demet said...

senden iyi pazarlamıcı olur ha. ne guzel anlatmıssın. gidesim geldi:S

Powered By Blogger