Sunday, July 29, 2007

Bu yazının okunması gerektiğini düşünüyorum

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6982097.asp?m=1

edit:

Bağımsız milletvekili 20 isim, DTP'ye katılım için başvurdu


Bağımsız milletvekillerinden 20'si bugün DTP Genel Merkezi'nde parti yöneticileri ile bir araya geldi.
Yaklaşık 3,5 saat süren toplantının ardından 20 bağımsız milletvekili, partiye katılım dilekçesi verdi.

DTP'ye katılmak için başvuruda bulunan milletvekilleri şöyle:
Ayla Akat Ata (Batman), Bengi Yıldız (Batman), Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis), Aysel Tuğluk (Diyarbakır), Selahattin Demirbaş (Diyarbakır), Gültan Kışanak (Diyarbakır), Akın Birdal (Diyarbakır), Pervin Buldan (Iğdır), Sebahat Tuncel (İstanbul 3. Bölge), Ahmet Türk (Mardin), Emine Ayna (Mardin), Sırrı Sakık (Muş), Nuri Yaman (Muş), Osman Özçelik (Siirt), İbrahim Binici (Şanlıurfa), Sevahir Bayındır (Şırnak), Hasip Kaplan (Şırnak), Şerafettin Halis (Tunceli), Özdal Üçer (Van), Fatma Kurtulan (Van)

Öte yandan parti yetkililerinin, yarın parti grubu kurulması için TBMM başkanlığına başvuracakları öğrenildi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6985131.asp?m=1

kavrulan istanbul ve acı gerçek

hemen acı gerçekten bahsetmek istiyorum: burada yağmur yağıyor ve hissedilen sıcaklık 17 santigrad derece civarında. yani homtavnımızdaki tanıdıklarımız pişerken, biz çorap giysek mi diye düşünmekteyiz.

merak edenler için hemen belirteyim, çorap giymiyorum henüz.

öncelikle müjdeli bir haber vermek istiyorum. bilgisayarımın kulaklık çıkışı sorununa çözümü buldum sanırım. yarın mediamarkt'a gidip aradığım parçayı bulabileceimi umuyorum, bulamazsam da ebay sağolsun siparişi hemen vereceğim. olay usb ses kartı. takıyosunuz, ses çıkartıyor. daha detaylı bilgi çok yakında. fiyatı da maksimum 10 avro civarında.

ikinci müjdeli haber ise deutsche post ile 20 kilograma kadar paketlerin 45€ ücretle istanbula gönderiliyor olması. yani gelirken baydığım 77€'nun acısını bir de dönüşte çekmeyeceğim. zaten bazı şeyleri burada bırakacağım ama patenleri falan koymak soru olacaktı, şimdilik çözülmüşe benziyor.

üzücü haber: irlanda vizesi alamadım, git türkiye'den başvur dediler. oldu byeee dedim çıktım konsolosuktan. olay çıkartmam, trip atarım. tarz meselesi.

nötr haber: yarın ısıtma havalandırma dersinden ne aldığımızı öğreneceğiz sanırım, geçmek cidden güzel olacak bir durum.

haber alma talebi: eylülün 15'i civarlarında bodrumda olacak olanlar bi ses versin.

şimdilik bu kadar

Tuesday, July 24, 2007

temmuzlardan bir gün

yarın sınav var, ama pek çalışır modda görünmüyorum. çalışmaya alternatif bulmak kolay tabi. sinek kovalamak, uyumak, tavana bakıp boş boş durmak, hepsinden de eğlencelisi blog yazmak. eğlence kısmı yalan tabi de, yazalım bakalım.

yarın sınav var, ama neşe dolmuyor insan. üzülmüyor da aslında; sınava göre birşeyler hissetmemi kim bekliyor ki?

yarın sınav var, henüz başlamasa da sınava yaklaşınca biraz stres oluyorum. şöyle ki, bu sınavı geçersem yıldızdan bursumun %20sini alacağım ve bu kazancın hepsini hayır kurumlarına bağışlayacağım.

günümüzün popüler hayır kurumları:
adamik'in ordaki köşe tekelci
körfez
bodrumdaki pansiyonlar vb.'leri
bodrumda yemek yiyebileceğim yerler
tiki biiiçler
vesayreler.

efendim şöyle oluyor, almanyada erasmusumuzu tamamladığımızda kısmetse eylülün ortasında bir bodrum yapalım dedik.
kadro ise şöyle
ben
cemal
hakkı
tarık

gerçekten muhteşem bir kadro.


şu son zamanlarda dikkatimi çeken birşey var.... şeklinde başlayacak bir paragraf ne kadar ilgi çekici olurdu değil mi? son zamanlarda dikkatimi çeken birşey yok amma velakin.. olmasının gerekliliğini düşünüyordum ki birşey dikkatimi çekti. harbiden uzun zamandır dikkatimi çeken birşey olmamış olmasının çok da anormal birşey olmadığı.

farkettiniz mi? paragraflar ne kadar beleşse saçmalamak da o kadar beleş.

bu arada doğa, blogumu okuyo musun diye kontrol etmek amacıyla sırf buradan söylüyorum.. inönüde ilk maç sen gitmeden önce oynanıyo, tarihini tam bilmiyorum ama babama söyle de benim kombineyi sana ayarlasın o maç için.

evet gördüğünüz üzere mesaj iletmek falan da beleş.

neyse..

haribo diyerekten yeni bir paragrafa giriş yapalım. cemin dediine göre sindirmiyomuşuz, üzücü tabi o güzelim ayıcıkların sonradan girdiği şekil. ama napalım, sınav dönemi haribosuz olmaz. halen de haribo çorabı almamış olmamız aklımdan çıkmıyor. yani haribo çorabı almıyosan niye gidiyosun erasmusa diye sorsa babam ne diyeceğim ki? hı? yok tabi cevap..

bakın ne farkettim. yazdıklarımı beğenen de bu sayfayı kapatıyor, beğenmeyen de. buna benzer ne örnekler verebiliriz düşüneyim...

kafası çalışan da siyasete atılıyo çalışmayan da
topa vurabilen de futbolcu, vuramayan da
yağmurlu hava da boktan, güneşli hava da
hıncal da gazeteci, uluç da (ironi ironi, rahat olun)

bi de aynı anda iki şey olanlar var, onlardan da birkaç örnek vermek istiyorum.
yarınki sınav hem önemli hem önemsiz
almanyanın havası hem güzel hem boktan
istanbul hem güzel hem çirkin
insan hem özlüyor hem özlemiyor

gibi gibi...

kısa da olsa zihnimde geçmekte olan şeyleri buraya aktarabildim diye umuyorum.
hadi bakalım

Monday, July 23, 2007

Seçim 2007

Halkımız hakettiği yönetimin altında hayatını sürdürmeye devam etmeyi seçti. Hayırlı olsun.

Wednesday, July 18, 2007

Kimi sevmeyelim, köstekleyelim?

Dünyanın hiçbir medeni yerinde; her gün yoksul aile çocukları dağlarda terör örgütünün kurşunları ile öldürülürken, oğlu rapor alıp askere gitmemiş birisini başbakan yapmazlar.

Dünyanın hiçbir çağdaş yerinde; bir seçim öncesi televizyonda insanların gözünün içine baka baka "dokunulmazlıkları kaldıracağım" diyen, ama beş yıl tek başına iktidarda kalıp en çok kendisinin ve bakanlarının yararlandığı dokunulmazlıkları kaldırmayan ve üstelik (önceki gece NTV’de) dokunulmazlığı savunan birisini yeniden iktidara getirmezler...

Dünyanın hiçbir uygar yerinde; borsada faiz toplayan yabancı sermayeyi, şaibeli ihalelerle kamu varlıklarını satmayı başarı saya saya ülkesini zenginleştirdiğini söyleyen... Ama 2 milyon yoksul-aç aileye yiyecek, kömür dağıtarak oy almayı uman bir insanın peşinden gitmezler...

Çünkü dünyanın hiçbir adam gibi yerinde; kızlarını ABD’de okutmak için "bir arkadaşından burs" aldığını söyleyen bir siyasetçinin oğlu, babasının beş yıllık iktidarı sonunda gemi almışsa, o siyasetçinin yüzüne dönüp bakmazlar...

Dünyanın hiçbir adam gibi yerinde; Mustafa Kemal gibi bir evrensel önderin çok kan ve gözyaşı ile kurduğu laik cumhuriyeti alıp gerisin geriye götüren... Ülkesini beş senede Arabistan’a çeviren, ortaçağ yaşamını savunan bir politikacıyı başlarına taç etmezler...

Elbette Tayyip Erdoğan çok oy alacaktır. (!)

Bekir Coşkun (Hürriyet, 18 Temmuz 2007)
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6911690.asp?yazarid=2&gid=61


Tuesday, July 17, 2007

Gemicik

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, oğlunun gemi almasının almasının abartıldığını belirtti.

NTV'de yayınlanan "Seçim 2007" programında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Erdoğan, oğlunun gemi almış olmasının medya tarafından büyütüldüğünü söyledi. "Gemi var gemicik var" diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bir de bunun sıfırı var, eskisi var. Siz kalkar, 15-16-17 yaşında bir gemi alır ve küçük gemi de küçük bir gemiciklerden olursa ve bunun da ödeme koşulları da gayet iyi olursa, kendi kendini ödeyecek durumda olursa niye alınmasın? Taksidini de bu gemi ödüyorsa yapabilirsiniz."


Bu bahsi geçen oğlanın burslu okumuş olduğunu da hatırlatmak isterim.
Taksidi geminin ödemesi olayını da pek anlayamadım, deniz taksisi denilen kavrama mı başladı acep?

Powered By Blogger