Saturday, January 26, 2008

2008'de 20 gün

En son yeni yıl kutlaması mesajımı ekleyip İbrahim Tatlıses izlemeye başlamıştım. Üzerinden fazlaca yoğun 28 gün geçti ve bu zaman zarfında 1 makel vizesi, 8 final, 2 proje teslimi, konser, gergin vize başvurusu, lanetli biletimle Almanya'ya gidişim, lanetsiz biletimle Almanya'dan dönüşüm gibi rutin eylemlerim mevcut.

Pek tabi her zaman olduğu gibi eleştirilecek, anlatılacak ve üzerine gereksiz yazılar yazılacak şeyler birikti.

Daimi takipçilerim paragrafları ne kadar cömertçe kullandığımı bilirler. İşte şu anda okumakta olduğunuz paragrafı yılbaşı gecesindeki TV programlarını eleştirmek için kullanacağım. Öncelikle yanlış okumadınız, TV izledim. Küçükken Sibel Can, İbrahim Tatlıses, Seda Sayan gibi süperstarlar programlarda boy gösterir, tahminen 30 Aralık'ta olmalarına rağmen seyirciler şıkkıdı şıkkıdı eğlenirdi. Artık küçük değilim ve durum halen aynı. Ne bekliyorsun sorusuna cevap olarak yeni birşeyler bekliyorum diyebilirim. Yenilikler var mıydı? Orasını tam bilemiyorum çünkü her kanalda İbrahim Tatlıses çıktığı için sadece kendisini izleme şansına sahip oldum. Bir de TV8'de komiklik yapan 2 arkadaş var, onları izlerken ara sıra gülsem de yine de yılbaşında izlemeye değer kategorisine dahil edemiyorum kendilerini.

Okulda ise işler her zaman olduğundan biraz daha stresli geçti aslında. Daha önceleri de bahsettiğim gibi bu 4. sınıf olmak beni biraz gerdi arkadaşlar. Belli derslerin (aslında hepsinin) telafisi olmayan dersler olması sınavlara anlamsız anlamlar yüklememle sonuçlandı. Neyse ki ufak sivilce potansiyelleriyle atlattım durumu. Şimdi ise masamı ve kitaplığımı boşaltıp umuyorum ki son olacak sömestire hazır hale gelmeyi planlıyorum.

Almanya seyahati de oldukça stressquelle şeklinde başladı. Öncelikle Noel tatilinde kapalı olduğu haberini okuduktan sonra yılbaşı geçsin hele bir ararım randevumu alırım 6-7 Ocak'ta demiştim. Yılbaşı geçtikten sonra aradığımda ise 16 Ocak'a randevu vermeleri sayesinde kısa süreli (kısa yalan tabi) bir stres dalgasına kapıldım. Tabi bundan önce lanetli biletimi 19 Ocak'tan 21 Ocak'a taşımak zorunda kaldığımı, bunun da 19 Ocak'a konan tarih finalinden kaynaklandığını söylemeyi unuttuğumu belirtmek isterim. Neyse efendim ben vize işlemleri nasıl olsa 1-3 iş günü sürüyor herhalde alırım dedikten sonra (yüksek makamlardan gizli bilgilere ulaşarak bu karara ulaştım) belgelerimi hazırlamaya başladım. 14 Ocak'ta ise telefonum çaldı ve radyo programcısı gibi konuşan bir şahıs bana konsolosluğu (konsolosluğa mı yoksa konsolosluğu mu demem gerekiyor kararsız kaldım) su bastığını ve randevumu 11:15'ten 16:45'e aldıklarını söyledi. Bunun üzerinde 1-3 iş günü daha da kritik bir hale geldi. Stres dalgası devam etti, fakat vizeyi 1 iş gününde çıkarttılar ve 17 Ocak'ta artık lanetli biletimi kullanabileceğimi kesin olarak öğrendim.

21 Ocak'a kadar olan yazının böylece sonuna gelmiş bulunuyoruz. To be continued şeklinde haydi görüşürüz diyeyim kısaca.

1 comment:

Cem said...

en heyecanlı yerde kesmissin be üstad olmaz ki böyle

Powered By Blogger