Bir önceki yazım pazar gününe kadardı. Bildiğiniz veya bilmediğiniz üzere pazar günü saat 03:30 uçağıyla (aslında pazartesi sabaha karşı oluyor) Berlin'e gittim.
Daha gitmeden önce çok fazla sorunla karşılaştım, ve bu sorunların son olmasını diliyordum. Malesef sorun yaşamasam da, bazı zorluklarla karşılaştım. Evden çıkarken gözüme uçak biletinin çıktıları takıldı, ve bu seferlik yanımda bulunsunlar bari dedim. İyi ki demişim.. Zira girişte her zaman tipimize bakıp ne kadar kalacaksın diye sorun polis amcalar bu sefer fazla kaprisliydi. Sıra bana geldiğinde şöyle bir diyalog yaşandı:
- Davetiyenizi görebilir miyim?
- Davetiyem yok, hostelde kalacağım.
- Hostel rezervasyon kağıdınız?
- Eeee... Yanımda değil, unutmuşum. Fakat Brunnenstraße'de hostelim. (Yazış)
- Ne zaman döneceksiniz?
- Önümüzdeki cuma, bakın uçak rezervasyonum burada.
- Yanınızda kaç para var?
- 70€.. Pardon 90.
- Yeterli değil, günlük 80€ para taşımanız gerekiyor.
- Kredi kartım var?
- Bakim?
- Aha bu
- Bu yanlız biraz eski gözüküyor.
- Yeterince çalışıyor. Ayrıca bu da var bakın. (İşte Üniversiteli kredi kartımı verdim: Limit 300YTL)
- Tamam bu daha iyi. Buyrun.
Şimdi anlamadığım olay şu.. Eğer ki yanımda kredi kartım olmasaydı (bu arada yanımda çok para olmamasının sebebi hem çok paramın olmaması hem de Melanie'ye güveniyo olmam :) ) bu adam beni içeri almayacak mıydı? Tahminen almayacaktı. Sonra ne olacaktı? Dönüş uçağım cuma günüydü. Beni nerede tutacaklardı, ne yiyip ne içecektim merak ediyorum.
Saturday, February 02, 2008
Yeniden Berlin
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment