1 dememin sebebi, bu başlık ile 3 adet yazacak olmam.
Şimdilik Atina hakkında yazıyorum.
Atina'ya otobüsle vardıktan sonra gitmem gereken metro durağını bulmam çok zor olmadı. Dünya'nın hiçbir yerinde metro ağının karışık olduğuna inanmıyorum, Atina'da da gayet sade bir metro hattı var.
Bilet fiyatları oldukça ucuz. Tek biniş (1,5 saatlik aktarma hakkıyla birlikte) 0,80€ kadar. Günlük biletler ise 3,00€ tutuyor. Berlin'deki fiyatlarla karşılaştırınca insan "oha ben burada hep metroya binerim" diyor. (Berlin'de günlük bilet 6,20€ falandı)
Atina'da hostelde kalmadığımız için bu konuda yorum yapamayacağım. Ama vize almak için yaptığım kolpa rezervasyona bakılırsa imkanlar oldukça yaygın, ama kalitelerini bilmiyorum doğal olarak.
Atina ile ilgili ilk söyleyeceğim şey havanın çok sıcak olması ve aktivitelerin çoğunlukla dışarıda yürümek olmasından ötürü bu sıcağın insanı çok rahatsız etmesi. Gece hayatı ise nispeten bir bölgeye toplanmış şekildeydi sanırım, açıkçası bu kısmı hiç hatırlamıyorum. Sebebi ise duty free'den jäggermeister almam ve yarım litre kadar içtikten sonra dışarı çıkmam. Fena sarhoştum kısacası. Tabi dönüşte yolu bulamayınca taksiye binmek durumunda kaldık. Buradan da anladığım kadarıyla taksi fiyatları da metro fiyatları gibi çok yüksek diil. Hoş gerçi, sarhoş olduğum için 10€ tutsa yine verirdim, orası ayrı.
Atina'da süpermarketler pazar günleri kapalı oluyor, aklınızda bulunsun. Bir de siesta durumu var, ama süpermarketler bu esnada kapalı oluyor mu bilmiyorum, zira ben de ruhani bir siesta içerisinde oluyorum o saatlerde.
Alışveriş delileri için Atina doğru bir adres sayılabilir diye düşünüyorum. Ben alışverişe çıkmasam da, tatildeki hatun kişiliklerden aldığım feedbackler (çok tikiyim) bu yönde.
Aklımda kalanlardan birisi de McDonald's restoranlarla ilgili. Malumunuz, McDonald's dünyanın en büyük tuvalet zinciri. İşte Atina'da millet böyle sömürmesin diye tuvaletlerin kapısına şifreli güvenlik sistemi kurmuşlar, ve şifre aldığınız fişin üzerinde yazıyor. Ama kişiye göre farklı şifre yok tabi ki, hepsi aynı. 4 rakamlı bir şifre, fakat şu anda hatırlayamıyorum. Gittiğinizde en azından bir dondurma alırsınız. Ama çok sıkışırsanız birşeyler almadan sakın yukarı doğru koşmayın, boşu boşuna geri dönmeniz gerekir.
Atina hakkında yazacaklarım çok uzun değil. Gerçi önceki yazılarıma bakılırsa bu yazıya da kısa diyenin alnını karışlarım (buradan Yıldırım Demirören'e sevgiler).
Neyse, konu hakkında soruları olanlar sorsunlar, hatırlarsam cevap veririm.
Not: Yunan halkının Türkler'e bir gıcığı yok, herkesten olumlu tepki aldım diyebilirim.
Monday, August 11, 2008
Yunanistan Tatili 1
Posted by
Atakan
at
9:44 PM
0
comments
Labels: Seyahat
Saturday, August 02, 2008
Müjde!
Yüksek lisans başvurularımdan henüz 1 yanıt aldım, diğer 8 okuldan haber yok.
Amma velakin bu gelen yanıt olumlu.
İlk tercihim değil, fakat yine de eylülde Almanya yolcusuyum diyebiliyorum artık. Tabi staj defterlerinde kazaya kurban gitmemek koşuluyla..
Tahminen önümüzdeki ay mezuniyet işlemleri, Almanya vizesi ve benzeri bürokrasinin insana tecavüz ettiği durumlar hakkında birkaç yazı daha asacağım.
Yine de müjdemi isterim hehe
Update: 2/2 oldu :)
Posted by
Atakan
at
3:24 PM
0
comments
Labels: Kişisel
Yunanistan Vizesi
Kimler bilir, kimler bilmez bilmiyorum fakat geçtiğimiz haftalarda Yunanistan'a seyahat ettim. Gördüklerim hakkında bir yazı hazırlayacağım, fakat öncelikle gidebilmek için gerekli olan "vize" hakkında bilgi vermek isterim.
Tamamen politik sebeplerden ötürü olduğunu düşündüğüm bir sistem mevcut ve insanın sabrını gerçekten zorlamakta. Vize almak istiyorsanız gece 4 gibi sıraya girmeniz şart. Eğer sıraya 5te girerseniz sıranın size gelme ihtimali oldukça düşük.
Sistemin işleyişi ise insanlık dışı gerçekten. Saat 8 - 8:30'a kadar bekliyorsunuz ve bir görevli toplam 135 adet numara dağıtıyor. Bu numaralarla içeri girip başvuru yapma hakkı kazanıyorsunuz. Eğer fişler size gelmeden biterse ertesi gün tekrar gelmeniz gerekiyor. Bu sonsuza kadar sürebilir, her seferinde daha erken gitmek zorunda kalıyorsunuz kısaca.
Ayrıca yurdum insanının para karşısında şerefsizlik yapma zaafından ötürü "sıra satan" mafyamsı oluşumlar var. Ben gittiğimde 15. falandım, fakat 65 numaralı fişi aldım. Fiş dağıtılırken önümde 40 kişi falan vardı, düşünün artık ne kadar kişinin kaynadığını. Son saatlerde zaten sinirler gerilmiş oluyor, kavgaya gürültüye oldukça gebe bir ortam içerisinde kalıyor insan.
Bir de turizm acentaları var ki, bunlar da işi zorlaştıranlardan. Kişi başı 5-6 fiş alıyorlar, böylece önünüzde 40 kişi olsa bile size 100 numaralı fiş falan geliyor.
İçeriye girdikten sonra ise çok sorun yok diyebilirim, işlemler kısa sürüyor ve genelde kaprislenmiyorlar.
Yunanistan Konsolosluğu'nu da Almanya gibi randevu sistemine geçmeye davet ediyorum. Fakat böyle bir değişime gidecekleri konusunda hiç ümidim yok, zira insanlara zorluk çıkarmaktan haz duyan kişiler malesef yönetici ve politikacı pozisyonlarında oturuyor.
Posted by
Atakan
at
3:15 PM
0
comments
Labels: Seyahat
